
Beşiktaş'ın önemli derneklerinden 1903 Cemiyeti Beşiktaş'ta yaklaşan Mali kongre öncesi tüm Beşiktaşlılara çağrıda bulundu.
İşte 1903 Cemiyeti'nin yayınladığı o yazı...
BEŞİKTAŞ "Beyaz Gölgelerini" arıyor!
Bir döneme damgasını vurmuş; hepimizin pek alakalı olmadığı basketbol branşına ilgiyi sağlamıştı ülkemiz genelinde "Beyaz Gölge"...
Yaşı 35'in üstünde olanların tamamı çok net hatırlayacaklardır bu güzel diziyi.
Hatırlayamayan ya da hiç bilmeyenler için belirteyim; toplum tarafından önyargılarla kabullenilmeyen, bunun neticesinde de hayatlarında "gerekenleri" yapmayan gençler ve onların hayatlarına ustaca ışık tutan koç Ken Reeves'in hikayesidir bu.
Koç Reeves, sorumluluklarından kaçan, gereken tepkileri zamanında göstermeyen ve yaşanan bütün olumsuzluklar için başkalarını suçlayan, yenilmişliği baştan kabullenen gençlerin bu algısını değiştirir... Hem de herkesin kolaylıkla gösteremeyeceği bir olgunluk ve sabırla.
Zaman içinde koç Reeves'in yapmak istediğini anlamaya başlayan gençler değişirler. Onlar değiştikçe, toplumun onlar üzerindeki algısı da değişir. Yaşamın içinden harika bir hikayeyi kurgulamışlardı bu dizide...
Şubat ayının son pazar günü mali kongremiz var. Öyle bir tesadüf k;, tam da derbi maçıyla aynı güne denk geldi!!
Camiamızın "sabırla" beklediği bir kongre bu. Beşiktaş camiasına yakışan bir olgunlukla, kulübümüzün yaşadığı bütün sorun ve yönetim zaafiyetine rağmen; asla gereksiz tepkiler ve çıkışlar gösterilmeden beklenen gün.
Tabii olarak herkesin aklında şu soru var: İbra etmeli mi? İbra etmemeli mi?
Beşiktaş demokrasi ile yönetilen bir kurum. Kendi içtüzüğü ile belirlenmiş kuralları var. Bunlardan birisi de, "oy hakkı kazanmış her genel kurul üyesi, kendi tercihi ile oy kullanır." Oy kullanırken danışacağı tek mercii, kendi aklı ve vicdanıdır.
Kullandığı oy'un ne olacağı konusunda sadece kendisine bağımlı olan genel kurul üyeleri, oy kullanma konusunda ise Beşiktaş genel kuruluna ve camianın tamamına karşı sorumludur.
Camiayı temsil etmenin verdiği bu sorumluluk, genel kurul üyeleri için hem çok büyük bir onur, hem de taşınması zor bir görevdir.
Hiçbir genel kurul üyesinin "sağlık" şartları dışında, bu görev ve sorumluluklarını yerine getirmemesi kabul edilemez. Bunun bir özrü, bir mazereti olamaz.
Gelelim bu yazının kaleme alınma sebebine. Camia genelinde konuşulan, dile düştüğü ve daha önce de yaşandığı için "olma ihtimali yüksek" olarak görülen bir konuya: "İbra oylaması sırasında genel kurul salonunu terk etmek!!!!"
BEŞİKTAŞ'ımızın Saygıdeğer Genel Kurul Üyeleri; bağımsız olarak aldığınız kararla, mevcut yönetimi ibra etme hakkına da, ibra etmeme tercihinde bulunma hakkına da sahipsiniz. Hiç kimse sizleri "neden ettin?" ya da "neden etmedin?" diye sorgulayamaz. Size doğru gelen sebeplerle bir tercihte bulunabilirsiniz. Karşıt düşüncenizde olanlar dahi size saygı duyacaklardır.
Lakin hiçbir genel kurul üyesinin o salona kadar gelip, ibra oylaması sırasında salonu terk etmek gibi bir hakkı yoktur!
Genel kurul üyeleri camiayı temsilen "karar" alan kişilerdir. Onların tercihleri, milyonlarca kişiyi etkileyen kararlardır. Bu noktada "Ben sorumluluk almıyorum. Karar verenler alsın. Ne evet derim, ne de hayır" gibi bir tercih hakkı yoktur.
Ya o salona hiç gelmezsiniz (ki bu da BEŞİKTAŞ genel kurul üyesi ahlakına ve sorumluluğuna uygun değildir) ya da salona geldiyseniz, tercih hakkınızı kullanırsınız.
Büyük BEŞİKTAŞ camiasını "kararsızlıkla" temsil edemezsiniz. Sorumluluğunuzu yerine getirmemek gibi bire tercih hakkınız yoktur.
Siperden kafasını dışarı çıkartmadan bekleyen, bu nedenle ölmeden savaşın sonucunu gören asker ile; "YA İSTİKLAL, YA ÖLÜM.." diyen askerin bu zaferdeki payı ve şerefi bir olabilir mi?
Son dönemde yaşadıklarımıza bakarak hepimiz bir "kararsızlık" içindeyiz. Tercihinin ne olacağı konusunda henüz karar verememiş olanlarımız da var; "şartlar belli, neler yaşandığı ortada ne düşüneceğim" diye kararını çoktan vermiş olan da.
İşte bu noktada BEŞİKTAŞ "Beyaz Gölgelerini" arıyor. Bizim yolumuzu ışıtan, doğruyu sadece sözleriyle değil, yaşamlarıyla, davranışlarıyla, karakterleriyle gösteren ve "söze gerek yok, bizi hatırlayın yeter" diyen Beyaz Gölgelerimize.
Gidin mali genel kurula. Açın kulaklarınızı. Can kulağı ile dinleyin konuşmaları. O an için hala karar vermediyseniz, yararlanın kulağınıza gelen kelimelerden. Bir tercihte bulunun. Hiç kimse ama hiç kimse, size tercihinizden dolayı bir şey diyemez bunu da bilin...
Sonra düşünün bizim Beyaz Gölgelerimiz; ŞEREF BEY, BABA HAKKI, MEHMET ÜSTÜNKAYA, SÜLEYMAN SEBA terk ederler miydi o salonu, tam da oylama esnasında?
BEŞİKTAŞLI'ya yakışan "BEŞİKTAŞLI DURUŞU" sergilemektir. Salonu terk edip gitmek değil!